Lastiğin icadı deyince aklınıza tekerleğin icadı gelmesin. Bugünkü konumuz tekerleğin icadından çok çok sonrası hakkında. Yani araba bulunmuş ve insanlar bir yerden bir yere gitmek için otomobillere biner hale gelmiş olduğunu düşünün. At arabalarında sert lastikler takır tukur sesler çıkararak yollarda ilerliyor. Milleti rahatsız edip duruyor 🙂
İşte tam da bu noktada bir şeyler yapılması gerektiğini düşünen girişimciler araba lastiklerini icat etmek durumunda kalmışlar. Öncelikle gürültülü ve sert konforsuz araba tekerleklerinin değişmesi gerektiğini düşünen bir adam çıkmış piyasaya. Bu adam Robert Thomson adında bir inşaat mühendisiymiş. Sene 1845. Bir düşünün o zamanların teknolojisiyle elinden geleni yapmış adamcağız.
Bir ürün çıkarıyor patentini alıyor ve denemeler başlıyor. Fakat ne oluyorsa bu patenti başka bir firmaya veriyor. Şişirilebilen araba lastiği fikri bu firma tarafından hayata geçirilip piyasaya sürülmeye çalışılıyor. Ama hiç de düşündükleri gibi olmuyor. Tam bir fiyasko ! Neden? Böyl güzel bir fikir nasıl olup da fiyaskoyla sonuçlanabilir ki?

Maliyetleri nedeniyle bu fikir başarılı olamıyor ve kimse şişirilebilen araba lastiklerine beklenen ilgiyi göstermiyor. Fikir çok güzel bari boşa gitmesin diye ortaya çıkan bir adam üründe bir kaç dğeişiklik yapıp piyasaya dalıyor. Bu adam John Boyd Dunlop isimli bir veteriner. İlk adımı atıyor ve üründe yaptığı değişiklikle ürünü başarılı kılmaya yetiyor.
İşte araba lastiği hiyakesi de böyle başlıyor. Günümüze kadar uzanan bu büyük teknolojinin ilk adımları böylece atılmış ve ürün bir sanayi haline geliyor.